Bugun...


Ebru BALÇIK(RadyoTv)


facebook-paylas







MEVSİM YAZ AMA SİNOP’A KIŞ GELİYOR..!
Tarih: 07-06-2014 13:51:00 Güncelleme: 11-06-2014 18:29:00


 

 Bu yıl Çernobil nükleer santral kazasının 28 , Fukişima’da yaşanan benzer felaketin ise 3.yılı . Bu iki felaketin insanlık üzerindeki izleri hala silinmiş değil . Çernobil’den sonra Karadeniz insanı yaralarını sarmaya devam ediyor . Kaybettiğimiz insanlar , dostlar hala aklımızda . Öte yandan ise Sinop’a yapılması planlanan nükleer santral için hazırlıklar devam etmekte . Yerel seçimlerin hemen ardından Japonya meclisinde iş birliği anlaşması onaylandı ve santralin inşaasının Japonya-Fransa konsorsiyumu ile gerçekleştirilmesi gündemde .

 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre Sinop Türkiye’nin en mutlu ili . Doğal güzellikleri , denizi , ormanı , insanı , kültürü, tarihi ile Türkiye’nin hazinelerinden biri . Sahil şeridi , yamaçlarda denizin mavisine karışan yeşillikleriyle Akliman , Karakum , İnceburun birer şaheser . Peki nükleer santralden sonra da böyle mi olacak ? Santralin yapılacağı Türkiye’nin en kuzey ucu İnceburun’un büyük kısmı ormanlık arazi . Bu arazi üzerinde iki bini aşkın canlı türü barınıyor . Sarıkum Tabiatı Koruma Alanı da bu bölgeye yakın . Alan dört yaşam ekosistemini birden bünyesinde barındırıyor . Burada bulunan çoğu bitki türüne Karadeniz Bölgesi’nde yine sadece burada rastlanmakta , biyolojik çeşitlilik yönünden adeta bir cennet  burası . Fakat santral için yapılan hazırlıklar arasında , gençleştirme adı altında koskoca bir ormanın yok edilmesi var . Ayrıca radyoaktif atıkların yer altı sularına , nehirlere , ırmaklara sızma olasılığı da oldukça yüksektir . Nükleer santral çevresinde radyasyon artışı yaşanacağından hava , su , toprak kirliliğine sebep olup canlı yaşamı üzerinde olumsuz etkiler yaratacak .

 

Bölgedeki tarım , hayvancılık , balıkçılık , turizm tehlikeye girecek . Karadeniz’de tutulan balığın %30‘u Sinop’tan çıkıyor ve bunun büyük bölümünü de İnceburun’dan çıkanlar oluşturuyor . Yani tam da nükleer santralin yapılması planlanan nokta . Santral deniz ve kara ekosistemindeki dengeye de zarar vererek bozulmasına , denizdeki canlıların neslinin tükenmesine ve deniz ürünleri yoluyla radyoaktif maddenin insanlara geçmesine sebep olacak . Sadece deniz ürünleri değil sebzeler , meyveler , otlaktaki hayvanlar hepsi birer radyoaktif madde taşıyıcısı konumuna gelecek . Yani radyoaktif madde dolaylı yollardan evimize , soframıza kadar varacak . Daha da önemlisi binlerce insanın hayatı tehlikeye atılacak . Çernobil faciasından 4 yıl sonra tiroid kanserine yakalanma oranının 100 kat arttığı ve Birleşmiş Milletler Raporu’na göre bugüne kadar bölgede yaşayan 6000 çocuğun tiroid kanserine yakalandığı tespit edilmişti . Türkiye’de Çernobil’den en ağır etkilenen Karadeniz Bölgesi’nde bulunan Hopa’da ölümlerin %47.9’unun kansere bağlı olduğu ortaya konulmuştu .

 

Tüm bu olumsuzluklar ve sayamadığımız daha niceleri ortadayken akıllardan şu soru geçmiyor değil , acaba buraya santral yapma kararı yöre halkına sorularak mı alındı ? İşte tam da bu noktada geçtiğimiz ay Çernobil’in yıldönümünde bir çok ilden nükleer karşıtlarının ve Sinop halkının da büyük katılımıyla gerçekleştirilen “ Nükleer Santral İstemiyoruz “ eylemi bu soruya cevap niteliğindeydi . Sinop nükleer istemiyor !

 

Artık nükleer karşıtlığı yalnızca Sinop’un ya da Mersin’in sorunu değil . Sinoplunun , Sinop ile gönül bağı olanın , çevrecilerin , doğaseverlerin , yolu hiçbir şekilde Sinop’a düşmemiş bu cennet ili görmemiş ama nükleer karşıtı olan herkesin kısacası tüm Türkiye’nin sorunu . Bir çok gelişmiş dünya ülkesi enerji ihtiyacını yenilenebilir doğal kaynaklardan elde ederken neden nükleer enerji ? Dünyada nükleer santraller kapatılıp güneşe , rüzgara yatırım yapılırken , üstelik doğal kaynakları bu kadar zengin olan güzel ülkemiz Türkiye’de . Doğanın bize sunduğu eşsiz nimetler ve enerjiler var . Geleceğin enerjisi olarak görülen güneş , rüzgar , su bize enerjisini verirken hiçbir şekilde karşılık beklemiyor . Doğa tüm nimetlerini bize cömertçe sunuyor .

 

Biz insanlar doğanın sahibi değil onun bir parçasıyız ve buna göre davranmalıyız , kendimizi en çok doğaya karşı sorumlu hissetmeliyiz . Nükleer , enerji elde etmek için kolay ama en zararlı yol . Hiç kimse Çernobil ve Fukuşima’ya benzer bir felaketin Sinop’ta da yaşanmayacağının garantisini veremez. Bu yüzden geç olmadan nükleeri Sinop’dan ve Mersin’den def etmeliyiz . Her metrekaresi ayrı bir cennet olan Sinop için vicdan sahibi olan herkesin bu çığlığı duyması gerek . Nükleer Sinop ve Mersin’in kaderi olmamalı . Sinop’un , ülkemizin , dünyanın temiz ve yaşanılabilir kalması için , güneş ve rüzgar bize yeter , özkaynaklarımız bize yeter .

 

Saygılarımla 

Ebru BALÇIK





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Sinop
    Sinop
  • BOYABAT MANŞET
    BOYABAT MANŞET
  • Boyabat Genel Görüntü
    Boyabat Genel Görüntü
  • Boyabat Kalesi
    Boyabat Kalesi
  1. Sinop
  2. BOYABAT MANŞET
  3. Boyabat Genel Görüntü
  4. Boyabat Kalesi
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Teknolojiden Sonra Matematik
    Teknolojiden Sonra Matematik
  • GÜNDÜZ GECE SİNOP
    GÜNDÜZ GECE SİNOP
  • Tarakçı Dede Beyaz Show
    Tarakçı Dede Beyaz Show
  • Kalk Gidelim SİNOP
    Kalk Gidelim SİNOP
  • Memleket Anadolu SİNOP
    Memleket Anadolu SİNOP
  • OSMAN GÜLŞENİN CUMA SOHBETİ..!
    OSMAN GÜLŞENİN CUMA SOHBETİ..!
  1. Teknolojiden Sonra Matematik
  2. GÜNDÜZ GECE SİNOP
  3. Tarakçı Dede Beyaz Show
  4. Kalk Gidelim SİNOP
  5. Memleket Anadolu SİNOP
  6. OSMAN GÜLŞENİN CUMA SOHBETİ..!
VİDEO GALERİ
YUKARI